Bundan 10 yıl önce Apple’ın kurucusu San Francisco’daki konuşmasında ilk iPhone cihazını tanıtmıştı. Böylece akıllı telefon adlı cihaz kategorisi tanımlanmış oldu.

Müzikçalar, mobil telefon ve internet tarayıcısı tek bir cihazın içinde… İşte Steve Jobs, 9 Ocak 2007’de ilk iPhone’u böyle tanıttı. Bu ufak cihaz 200 kadar yeni patentin ortaya çıkmasına da yol açtı ve Apple firmasının, mobil telefon pazarıyla birlikte sürdürülebilirliği de alt üst etmesine yol açtı. Geriye baktığımızda, 2000 yılından bu yana gündelik hayatımızda hiçbir icadın akıllı telefon kadar vazgeçilmez bir hale gelmediğini söylemek mümkün.

Diğer taraftan, telefon etmek veya çağrı almaktan daha fazla marifete sahip bir mobil telefon fikri 90’lı yılların ortalarından beri mevcut. Örneğin, IBM tarafından geliştirilen “Simon Mobile Communicator” adlı cihaz, dokunmatik ekran ve PDA özelliklerine sahip ilk telefon kabul ediliyor fakat 60 dakikalık çalışma süresi göz önünde tutulduğunda pek de pratik olduğu söylenemez. “Akıllı telefon” terimi de ilk kez Apple tarafından icat edilmiş değil; zira BlackBerry veya Motorola Q gibi cihazlar da bu şekilde adlandırılıyordu. Fakat Steve Jobs, bu cihazların hantal klavyeleri sebebiyle hiç esnek ve kullanışlı olmadıklarını, bunlara “akıllı” demenin de doğru olmadığını düşünüyordu. Bu yüzden sanal dünyada plastik düğmeleri hepten ortadan kaldırdı. Gerçek devrim de buydu: iPhone, dokunmatik ekranda gerçekleştirilen parmak hareketleriyle kullanılıyor, dolayısıyla görüntü için hem daha fazla alan kalıyor, hem de uygulamaların tasarımında kolaylık sağlıyordu. Hız, mesafe, parlaklık gibi sensörler bile kullanım rahatlığına yardımcı oluyordu. Avrupa’nın çoğu büyük kentinde 400 Euro fiyatına rağmen ilk 8GB bellekli iPhone 300 bin adet sattı. O zamanlar Microsoft CEO’su olan Steve Ballmer bu cihaza kahkahalarla gülerken Google işin kokusunu çoktan almıştı: 2008 Ekim ayında Android, mobil telefonlarda yeni bir işletim sistemi olarak resmen duyuruldu. İlk zamanlarda Apple’ın –nispeten olgunlaşmış- işletim sistemi ile donanım yetersizliği nedeniyle boy ölçüşemese de, Android işletim sistemi günümüzde pazarın %87’sini elinde tutuyor.

Zaman içinde Apple’ın yeni modelleri, sağlam iPhone altyapısına sadık kaldı ve hem yazılım, hem de donanımı tek bir kaynaktan sundu. Bu yüzden yeni cihazların çıkışlarında yaşanan heyecan ve hengame hala devam ediyor. O zamanlar Steve Jobs tarafından verilen “3’ü 1 arada” vaadi şimdilerde biraz tuhaf kaçıyor: oyun konsolu, kamera, navigasyon, hatta cep feneri ve fitness hocası gibi birçok uygulama günümüz akıllı telefonlarında bir standart haline geldi. Mobil telefonların ve uygulamaların çevresinde yepyeni ve kazançlı pazarlar oluşup gelişiyor. Bu yüzden Steve Jobs tarafından iPhone için yapılan “kuantum sıçraması” yakıştırması hiç de abartı değil.


Daha Fazla İlişkili Makale
Daha Fazla: Erman Güneş
Daha Fazla: Bilim

Buna da Bakabilirsiniz:

Spotify Alternatifi Uygulamalar Hangileri

En iyi online müzik dinleme ve indirme uygulaması hangisidir? Android veya İos için kullan…